Meslek Hastalığı Davası
Meslek Hastalığı Davası
İş sözleşmesi işverene ücret ödeme borcunun yanı sıra işyerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma borcu altına da sokmaktadır. Bu borca işçiyi koruma ve gözetme borcu denmektedir. Genel olarak işverenin gözetme borcuna aykırı davranması sonucu zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerine karşı akdi bir tazminat sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumda işçiyi koruma borcuna aykırı davrana işverene karşı işçi maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. İşçinin ölümü halindeyse yakınları destekten yoksun kalma ve manevi tazminat isteyebilir.
Meslek Hastalığı Maddi Tazminat
Maddi tazminata yol açabilecek bedensel zarar, meslek hastalığı sonucu bir organın yaralanması, görme veya işitme duyularının azalması gibi şekillerde ortaya çıkabilir. Vücut yapısında bir değişiklik olmaksızın meslek hastalığı sonucu ruhsal durumun bozulması da beden bütünlüğünün ihlali sayılır. Meslek hastalığına yakalanan sigortalı, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün sarsılmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp zararlarını isteyebilir. Tazminatın amacı meslek hastalığı olmasaydı sigortalı hangi maddi durumda olacaksa o durumun oluşmasını sağlamaktır Bu kapsamda meslek hastalığına tutulan sigortalı çalışamamasından kaynaklanan ücret kayıpları yanında iş gücü kaybı nedeniyle ileride sağlayacağı ücretleri, tedavi masrafları ve bunlar için yapılan ek masrafları da işverenden isteyebilir. Tazminat miktarı SGK tarafından karşılanmayan zararla sınırlıdır, ek zararlar giderilir. Aksi halde ikinci bir ödeme söz konusu değildir. Davacının tazminat alacağının Kurum tarafından tümüyle karşılandığı tespit edilirse dava reddedilir. Sigortalının kusuru tazminatta indirim nedenidir. Zararın belirlenmesinde iş görebilme çağı ve muhtemel yaşam süresi en önemli unsurlardır.
Sigortalının uğradığı meslek hastalığı sonucu ölmesi halinde ondan desteklerini yitiren yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. İşverenin kanuna (koruma borcu ve Bk) ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğü zedelenmesi veya kişilik hakkı ihlaline bağlı zararlar sözleşmesel sorumluluk hükümlerine tabidir. Destekten yoksun kalma tazminatının amacı destekten yoksun kalan yakının meslek hastalığı sonucu ölüm meydana gelmeseydi destekten ne kadar yardım görecek idiyse bu miktarın karşılanmasıdır. Ölen sigortalının muhtemel yaşam süresi içinde çalışarak sağlayabileceği kazancından ayrılmak üzere desteğinden yoksun kalanlara yapabileceği yardım tutarı, bu kişilere peşin olarak ve toptan ödenir.Destekten yoksun kalma tazminatında destek, geride kalanların geçimini sağlayacak şekilde fiilen ve düzenli olarak onlara yardım eden, ölüm gerçekleşmeseydi de gelecekte bu yardımı sağlayacağına ilişkin güçlü ihtimal bulunan kişidir. Dolayısıyla desteklenenlerin mutlaka mirasçı veya bakma yükümü altında bulunan bir kişi olması gerekmez. Ölen kişinin çocukları, eşi, baktığı kişiler, nişanlısı, evlilik dışı birliktelik yaşanılan kişiler de bu tazminata hak kazabilir. Söz konusu ilişkinin düzenli ve devamlı olarak ortak bir yaşam sürdürme ve destek olma kararlılığının bulunması gerekir. Desteklenenlere yapılan fiili ve devamlı yardım yanında bakım gücü ve bakım ihtiyacının da bulunması gerekmektedir. Bakım gücü yoksa destek bakım ihtiyacı yoksa desteklenenden bahsedilemez. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, sadece sigortalının iş görebilme çağının sonu olan 60 yaşının sonuna kadar olan aktif kazançları değil, bu süreden sonra yaşlılık aylığı alacağı pasif dönem de göz önünde bulundurulur. Bu tazminatın hesaplanmasında meslek hastalığı nedeniyle ölen sigortalının o andaki ücretinden hareket edilir. Ölüm gerçekleşmeseydi PMF yaşam tablosuna göre desteğin muhtemel yaşam süresi sonuna kadar yaşasaydı elde edebileceği kazancı hesaplanır. Desteğin yardım ettiği kişilerin sayısı, bunların bakım ihtiyacı, yaşı, cinsiyeti, gelirleri, yaşam tarzları, evlenme ihtimali gibi bir çok husus göz önünde bulundurulur. Tazminat alacaklısının zenginleşmesinin önlenmesi gerekir. Örneğin desteklenen desteğin mirasçısı ise elde ettiği miras saptanan zarardan düşülerek tazminat miktarı belirlenir.
Meslek Hastalığı Manevi Tazminat
Meslek hastalığı sonucu bedensel veya ruhsal bir zarara uğrayan sigortalı işverenden maddi tazminat yanı sıra manevi tazminat da isteyebilir. 5510 sayılı kanun veya iş kanunu manevi zararın telafisine yönelik bir düzenlemeye yer vermemişken Borçlar Kanunu manevi tazminata ilişkin olarak; “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Demiştir. Manevi tazminatın dayanağı da bu hükümdür. Manevi tazminat meslek hastalığına tutulmuş sigortalının çektiği bedensel veya ruhsal acı, elem, keder ve ızdırap giderilmeye çalışılmaktadır. Sigortalının kazanma gücünde bir kaybın olması gerekmez. Cismani zarar nedeniyle acı ve keder çekmesi yeterlidir. Bu hastalık sigortalının yakınlarında da bir şok yaratmış ve bunların da beden bütünlüğü doğrudan zarar görmüş olur. Bu kişiler de koşulları varsa manevi tazminat talep edebilir. bu kapsamda sigortalının eşi, çocukları, torunları, ana babası, kardeşi, nişanlısı bu talepte bulunabilir. Tazminatın belirlenmesinde olayın oluş şekli, müterafik kusur oranları, duyulan elem ve ızdırap, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve hakkaniyet göz önüne alınmaktadır.
SGK tarafından hak sahiplerine yapılan ödemeler çoğu kez gerçek zararı karşılamaz. Ayrıca SGK tarafından manevi zarara ilişkin bir ödeme de yapılmaz. SSG/SSK ile sağlanan haklar dışında kalan zararların işverenden karşılanacağına ilişkin kanuni bir düzenleme olmasa da sigortalının ve hak sahiplerinin SGK tarafından karşılanmayan zararlar için işverene başvurabilecekleri öğretide ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiştir.
Zararın ortaya çıkmasına veya artmasına sigortalının eylemi neden olmuşsa işverenin sorumluluğu sınırlanmış olur. Örneğin hastalık karşısında tedaviyi kabul etmeyen kişinin durumda artan zararı talep etmesi mümkün değildir. Aynı şekilde işverenin kusur oranı da tazminatın belirlenmesinde etkilidir. Yargıtay’a göre sigortalı veya hak sahiplerinin haklarını almak için önce SGK’ ya başvurması sonuç alamazsa SGK aleyhine dava açması ve açılacak davanın sonucunun beklenerek tazminat talebinde bulunulması görüşündedir. Tazminat alacakları da 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Kapsamındaki Sorumluluğu
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 24.maddesinde ise, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun uygulanmasının izlenmesi ve teftişinin, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık iş müfettişlerince yapılacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda Bakanlık, iş yerlerinde iş sağlığı konularında araştırma, denetim, kontrol yapmaya yetkilidir. Bu amaçla Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığında İş Teftiş Kurulu ve taşra teşkilatında İş Teftiş Grup Başkanlıkları kurulmuştur. İş müfettişleri denetim sırasında mevzuata bir aykırılık saptarsa ya aykırılığın giderilmesi için işverene bir süre verir, ya derhal idari para cezası verir ya da ceza kovuşturma sürecini başlatır.
Teftiş sırasında saptanan eksiklik teftiş süresinde tamamlanabilecekse tamamlattırılır. Durum müfettişçe teftiş defterine yazılır ve raporda belirtilir. Önel verilmesi zorunlu olmayan hallerde ve derhal tamamlanmaması bir tehlike doğurmayacaksa müfettişçe uygun bir önel verilebilir. (İş Teftişi Tüzüğü 22.md) işveren bu önel içinde aykırılığı giderdiğini bölge çalışma müdürlüklerine bildirmekle yükümlüdür.
İşverenin veya vekilinin almadığı her iş sağlığı tedbiri için idari para cezası uygulanır. Tedbirin alınmadığı her ay ceza tekrarlanır. Çalışanların hayatı için tehlikeli bir husus tespit edilirse işin durdurulması da mümkündür. İdari para cezaları 6331 sayılı kanun 26. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu cezalar gerekçeleri belirtilerek işyerinin bulunduğu yerdeki Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilmektedir. Bu cezalar tebliğinden itibaren 30 gün içinde ödenmelidir.
İşverenin Türk Ceza Kanunu Kapsamındaki Sorumluluğu
İşçinin işverenin emir ve talimatı doğrultusunda bağımlı olarak çalışması, işverenin iş sağlığı önlemlerini almasını zorunlu kılmaktadır. İşçi, işyerindeki tehlikelere karşı korunamaması yüzünden ölür veya yaralanırsa ve bu eylemler işverenin kast veya taksirinden meydana gelirse TCK kapsamında sorumluluk doğacaktır. Çünkü bu durumlarda işverenin, işyerinde istenmeden meydana gelebilecek hastalıkları önlemeye yönelik zorunlu bir davranış kuralına uymaması söz konusu olmaktadır. İşveren gözetme borcuna aykırı olarak iş sağlığı önlemlerini almaz ve ölüme sebep olursa TCK 87 gereği taksirle öldürme suçundan iki yıldan altı yıla hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Aynı şekilde taksirli davranış sonucu yaralanma meydana gelmişse TCK 89a göre üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır.

Yorumlar
Yorum Gönder